Ara
  • Donat

Neden?

Ne oldu biraz önce? Hiçbir şey anlamadım. İçimdeki bu his ne, ne oluyor bana? Deliriyor muyum yoksa ölmek üzere miyim? Ölüm bunun gibi bir tat mı? Dilimin üzerindeki hissizlik var, dudaklarım yanıyor, tüm iç organlarım havada sanki, kulağıma hafiften bir çınlama hakim, gözlerim netliğini kaybetti, dokunduğum her yüzey yumuşak mı, gerçekten birisi bana ne olduğunu açıklayabilir mi?


Vücudumun içindeki istemsiz titremeyi durduramıyorum. Dengemi kaybetmiş gibi hissediyorum, çöktüm yere ama hala düşecek gibiyim. Destek aldığım bacaklarım kendilerinde değiller, güvenemedim onlara. Oturduğum yerde nasıl düşecek gibi hissedebilirim ki?


Kusacağım sanırım, içimdeki tüm organlar boğazımda resmen, ya da sanki havada asılı kalmışlar gibi. Şok mu geçiriyorum ben yoksa şu an? İçimdeki fırtınaya nasıl engel olabilirim? Bir saat önceki halime geri dönebilmek için tüm çocukluk resimlerinden vazgeçebilirim, evet kardeşlerimle olanlar dahil.


Karnımdan boğazıma kadar yukarıya doğru akmakta olan bir rüzgar var. Çok güçlü ve derinden esiyor. Rüzgara kapılmış, çivileri gevşemiş, rüzgarın hareketiyle bir yerinden çıkan bir yerine oturan, rahatsız edici sesler çıkaran, biraz sonra sanki çökecekmiş gibi hırpalanan eskimiş bir tente gibi. Karnıma bastırıyorum olanca gücümle, geçmiyor. İçimdeki haşin dalgaları durduramıyorum. Lütfen yardım edin.


Ellerim saçlarımın arasında başımı sıkıca tutuyor. En amansız kabuslarımdaki yamacın kenarındayım. O düşüşü asla uyanmadan yaşıyorum. Nefesim kesiliyor. Yutkunamıyorum. Sinirli miyim ben? Düşünemiyorum, beynimin içerisinde dişleri kanlı aslanı görünce kaçan zebraların telaşı var. Her yer toz duman, göz gözü görmüyor. Kollarımda güç hissedemiyorum. Ellerimi başımdan çekersem başımı da omuzlarımın üzerinde tutamam.


Sigaramı cebimden titreyerek çıkardım. Dudaklarıma götüremiyorum, başardığımda da bu sefer çakmak aynı yanılsamayı yapıyor bana. Çakmağı çakacak güç parmaklarımda yok. Ellerimin titremesinden ateşi sigarama denk getiremiyorum. Başardım, derin bir nefes aldım ve bu başımı daha da çok döndürdü.


Çaresizlik bu mu yoksa? Haksızlığın, saygısızlığın farkındayım. İyi de ben bunu hiç hak etmedim ki! Ben bu saygısızlığı, haksızlığı hak edecek hiçbir şey yapmadım! Üzülüp, gözlerimden yaşların gelmesi gerekmiyor mu? Neden ağlayamıyorum da bu his hakim benliğime. Hiçbir şey yapamayacak olmamı vücudum daha önce mi anladı? Bedenim beni kendimden korumak için mi bunları yapıyor? Kor bir alev düştü sanki içime fakat sadece düştüğü yeri yakıyor.


Doğruldum, kalkmam lazım buradan. Bir bardak su içmem gerekiyor, geçer belki bu. Bardağı zar zor tutabildim. Kursağımda kalmış birçok heves gibi su da kaldı orada. İçemiyorum, kusasım geliyor. Kızgınım, çok ama çok kızgınım. Olanca gücümle bağırıyorum. Sesim kesilene kadar bağırıyorum. Kimse duymuyor. Ellerimi yumruk yapıp sağa sola geçiriyorum. Vurmamla birlikte az da olsa acı hissettim ellerimde. Ellerimin üzeri duvar yüzünden soyuldu, kan akacak gibi ama akamıyor. Birazdan süzülmeye başlar sanırım.


Çok acı çekiyorum. Adeta defalarca bıçaklanmışım ve kenara atılmışım öylece. Soğuk suratıma çarptıkça kendime geliyorum da hareket edemiyorum. Canım yanıyor, hiç böyle olmamıştı. Hiç canım bu kadar yanmamıştı. Gözyaşlarım toparlandılar ama inat ediyorum. Özgür bırakmayacağım onları. Kalbim, kalbim atmıyor sanki. Pes etti, dayanamıyor bu acıya, küfürler savurduğunu duyuyorum, benden nefret ettiğini hissediyorum. Allah’ım yardım et, bu acıya son ver, devam edemiyorum!


Hatırlamaya çalışıyorum. Nedenini anlamaya çalışıyorum, anlayamıyorum. Gerekmediği zamanlarda fazlasıyla çalışan aklım meczup gibi dilini dışarıya çıkarmış dalga geçiyor benimle. Bana ne oldu? Bu his nasıl geçecek? Lütfen birisi yardım etsin bana. Yastığımı başımın üzerine geçirip yorganımla tüm bedenimi kapatıp günlerce belki de haftalarca uyumaya ihtiyacım var. Hiç kimseyi görmek istemiyorum.


Anımsıyorum. Bana yardım edebilecek tek kişi mi yaptı bunu bana? Gücüm, kuvvetim, dengem ona yaslanmıştı, güvenmişti de birden bire çekiliverdi arkasından. Neden? Bir nedene ihtiyacım var, hak ediyorum bunu. Yoksa kafayı yiyeceğim! Derin bakışların, engin gülümsemen, sonsuz sarılman; o da mı yalandı? Sana ulaşamıyorum, seni anlayamıyorum. Bu işe yarayacak mı sence, bana sadece acı veriyor. Şu an başaramasam da bir gün senden nefret edeceğim.


Yoksa bunu kendime ben mi yaptım? Ben mi verdim tüm gücü onun ellerine? Pimini çektiğim bombayı verdim avuçlarına ve tutmasını istedim. Dayanamadı, sonunda bıraktı elinden bombayı. Küçücük bir alanda tek etkilenen, tek hasar alan benim, mahvoldum.


Yazarsam geçer mi? Tam şu anda ne hissediyorsam ve bunu tüm çıplaklığıyla yazarsam geçer mi? Acım, bu hissim geçene kadar yazarım hem. Ne zaman biterse de bırakırım kalemi. Başarabilir miyim? Ellerim buna izin verir mi? Hareket edersem bayılabilirim lakin denemek zorundayım. Elimden başka hiçbir şey gelmiyor. Tek çarem, son çarem belki de mutlak umudum bu.


Ya da annemi mi arasam? Onun sonsuz sesinden duyacağım bir laf rahatlatır beni. Evet evet, en çaresiz, en zor anlarımda bir kelimesiyle gözyaşlarımın coşup barajları yıktığını hatırlıyorum. En tükenmiş anlarımda beni yalnız bırakmayan, ne olursa olsun, hep yanımda olan o değil mi? Ama ya onu üzersem? Ya gerçekten beni düşünen belki de seven tek insanı çaresizliğime hapsedersem. Hele de eğer deva bulamazsa, benden de fazla üzüleceğini biliyorum, yapamam.


Kalemi elime almadan balkonun köşesine yaklaştım. Aşağıya doğru bakıyorum. Yükseklik başımı döndürüyor ayrıca davetkar; ona teslim olmamı istiyor. Esinti bedenime çarptıkça hissedebildiğimi hatırlıyorum. Ellerim mermere dayalı kuvvet alıyor. Şuracıktan atlayıversem her şey geçer mi?


Lütfen yardım edin, dayanamıyorum bu acıya.

116 görüntüleme
  • mfdonat
  • mfdonat
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Google+ Simge

donattan.com

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now